Sigarasız 400 gün ve Sigaranın Yararları



Birkaç gün önce Google’a How many days [day] [mount] [year] yazınca o günden bu yana ne kadar gün geçtiğini söylediğini keşfettim. Ben de ilk önce doğum tarihimi, sonra da sigara bıraktığım tarihi girdim. Yazdığımda 397 gün vardı. Vay dedim, neredeyse 400 olacak; tam sayı. Biz de tam sayı seven insanlar olarak bu güne özel bir şey yapalım dedik. Ee..Ne yapalım? Kendimi şımartacak bir hediye alamayacağıma göre bu işsiz halimle, yazsak yazsak bir blog yazısı yazarız dedik. Şimdi de onu yapıyoruz. Bir seneyi atlattık. 



O geçti. Şimdi dört adet yüz gün, kırk adet 10 gün, 60 tane de hafta geçmiş aşağı yukarı. Kaç sigara içmedim, kaç para cebime kaldı olaylarını bir kenara bırakalım artık. Bunların bir anlamı kalmadı. Sigarasız da yaşanıyormuş. Sigarasız ortamda sigara içmeyen insanlarla yaşanır, orada bir mesele yok ama son zamanlarda artık sigara içen insanlarla yaşamaya başladım. Bu da beni sınava tabii tuttu. Bu sınavı da başarı ile geçtiğimi düşünüyorum. Çok üzüldüğüm zamanlar oldu, sigaraya sarılmadım. Çok yalnız kaldığım zamanlar oldu, sigaraya sarılmadım. Sevindiğim zamanlar oldu mu onu bilmiyorum ama sigaraya yine sarılmadım. Çok boş kaldığım zamanlar da oldu. O zaman da sigaraya sarılmadım. Çalıştığım çalışmaktan yorulduğum günlerde de sigaraya sarılmadım. Bu benim için bir başarıdır elbette. Peki ben sigarayı bıraktım da ne öğrendim? En önemlisi kişiliğime dair bazı ipuçları elde ettim. Mesela ben bir bırakma ustasıyım. Sigara, eş, dost, içki, sosyal medya hesapları, internet. Hepsini bırakabiliyorum kesip atabiliyorum. Direniyorum. Yapmamak için, eylemsizlik kalmak için uğraşıyorum; çoğu zaman da başarıyorum bunu.  Hep yaptım. Hep kesip attım. Hep başarılı oldum. Hiçbir zaman bir başarısızlık söz konusu olmadı.
Benim olayım, başlamakta ve devam ettirmektedir. İlerlemektedir, rutinde kalmakta yahut rutin oluşturmaktadır. Bunlar zor. Hem de çok zor benim için. Sıkılmak, sıkıldığına katlanmak.  Zorlanmak, zorlanmanın soncunda başarı ya da haz elde etmek. Bu eylemleri yapmak ve bu eylemler için ter dökmek maalesef kişiliğimde başat aktörlerden değil. Genelde bırakmak ve kaçıp gitmek işlenmiş genlerime. Artık Tanrı mı dersiniz binlerce yıllık gen aktarımı mı dersiniz yoksa bu senin hüsnü kuruntun mu dersiniz bilemem. Bildiğim bir şey varsa o da pratiğin gerçekliğidir. Teori kısmını sonra oluştururuz.  Duruma göre teori zaten oluşur.

Kendime dair sayıklamalarım bittiyse eğer sigaranın yararlarından bahsedelim bir de.  J.S Mill her yanlışta çok az bile olsa doğruluk payı vardır diyor. Bu sebeple de herkesin görüş ve düşüncesini ifade etmesini bir hak olarak tanımlıyor. Ben de dünyanın en zararlı alışkanlıklarından biri bile olsa Sigaranın yararlarından bahsetmek istiyorum. Bir kere sigara sosyalleştirir. Sigara içenler bir kulübe girmeye gerek duymaz. Bir müzik aleti çalmaya gerek duymaz. Bu dediğimden sigara içenler bunları yapmaz anlaşılmasın. Lakin bunları sigara içmeyenlere göre yapmaya daha az ilgi duyarlar demek istiyorum. Çünkü sigara içme eylemi başlı başına biraz önce saydığım aktivitelerin sosyal yanını karşılamaya yetiyor. Sigara içenler kendileri gibi olanlarla iletişim kurup sosyalleşirler. Arkadaş veya belki de sevgili olurlar. Bir rutin oluşturup hayatını standartlaştırırlar. Sigara içmeyenler de bunu yapabilir ama sigarayı bırakanlar bundan habersizdirler. Bunu öğrenmeleri gerekir.
Sigara dürtüselliğin farklı bir şekilde yönlenmesini sağlıyor bence. Sigara niye içilir? Ya da sigara içenler neden sigara içtiklerini söylerler?  Seviştikten sonra içerler, üzüldüklerinde içerler, sevindiklerinde içerler, dertlendiklerinde içerler. Çıkış yolu aradıklarında içerler. Ne zaman bünye sıkışsa, yönlendirecek yön arasa içerler. Yani dürtüselleştiklerinde buna başvururlar. Habersizdirler belki ama bunu yaparlar. Peki içmeyenler ne yapacak? Kimi sıkıştığında tanrıya gidecek, dua edecek. Kimi yemeye gömülecek, kimi eş dosta saracak, kimi resim müzik gibi bir aktiviteye yönelecek, kimi de aklının sınırlarını keşfetmek için sorular sormaya, sonra da üzülmeye başlayacak benim gibi. En sonunda da yemek yeme işleminin en zevk veren ve kolay eylem olduğunu keşfedecek. Yemek yeme onlar için bir kaçış olacak. Peki,  hangisi daha kötü? Hangisini tercih etmeli? Şimdilik bilmiyorum ilerde göreceğim ne de olsa.
Sigara en bariz olarak da insanın konsantrasyonunu toplamasına yarar sağlar. ‘’Sigarayı bıraktım, kilo aldım’’ şikâyetinden sonra gelen en büyük şikâyet budur. Hem kendimde hem de sosyal medyada gördüğüm insanlar hep bundan yakınıyor. Çünkü fizyolojik olarak nikotin bir süreliğine de olsa, zararı yararından fazla da olsa dikkatinizi bir yöne vermenizi kolaylaştırıyor.  Konsantre olmayacağınız bir iş varsa ne mutlu ama günümüzde konsantrasyon bize lazım. Bence bunu sağlamak için de yine başka bir bağımlılık yapan ürüne gitmemiz gerekecek: Kahve! Evet, sihirli bir ürün benim için, binlerce yıldır içilse de ben kendisini yeni keşfettim sayılır.  En azından bu olay özelinde bu böyle. Bu süreçte keşfettiğim başka bir şey varsa o da soğuk kahvedir. Mevsim yaza dönerken içilmesi zevk veriyor. Yazın ekstra iki kat zevk vereceğini ön görüyorum. Daha önce soğuk kahve benim için saçma sapan bir üründü ama bu süreçte kendisiyle barıştım. Çalışırken dikkattiniz dağılmaya başladığında o soğuk kahveden bir yudum alırsanız, konudan sapmanızı bir nebze de olsa öteliyor.
Şimdi şöyle bir bakınca hayatımda sigaranın çıkması ne de çok şeyi değiştirmiş. Ama onun yerine koymaya çalışırken da amma şey keşfetmişim. Ters açıdan bakarsak, sırf sadece sigara içerek bu dertlerden kurtuluyormuşum da haberim yokmuş. Aman boş ver, ben bu dertlere razıyım.
Bunlar benim bugünümün derdi olsun. Zaten bu saatten sonra sadece günümün derdi için uğraşacağım. Çünkü geleceğin derdi gelecekte geçmişin derdi çöplükte. Bugünün derdi de hala hazırda karşımda duruyor.



Comments

Popular Posts